
Bu kış, verandalarınızın boşa gitmesine izin vermeyin. Her yıl aynı durum yaşanıyor: Hava soğuduğunda, dış mekan oturma alanlarınız sadece toz biriktiren pahalı eşyalardan ibaret kalıyor. Çoğu kişi büyük hava ısıtıcıları kullanmaya çalışıyor; ancak açık alanda bunlar pek işe yaramıyor. Aslında sadece havayı ısıtmak için para ödüyorsunuz.
İşte bu yüzden kısa dalga kızılötesi teknolojisini kullanıyoruz. Kızılötesi ışınlar tüm havayı ısıtmak yerine doğrudan misafirlerinize ve sandalyelerine ulaşıyor. Bu sayede sanki ilkbahar gününde güneşin altında oturuyormuş gibi hissediliyor. Ayrıca bu sistem hava bağımlı olmadığı için ani bir rüzgar bile sıcaklığı veya paranızı tehdit edemiyor.
Güç ve Yağmur konusu: Eğer bir gece kulübü veya yoğun bir dış mekan alanına sahipseniz, ekipmanlarınızın dayanıklı olması gerekiyor. Biz su geçirmez kapsüller içinde yer alan yüksek güçlü cihazlar kullanıyoruz (IP65 sertifikasına sahip olanları tercih edin). Bu sayede cihazlar yağmur yağışlarına veya kazara dökülen sulara karşı dayanabilir ve arızalanmadan çalışmaya devam eder.
Ancak asıl harika olan şey hızıdır. Kısa dalga emiciler neredeyse anında maksimum sıcaklığa ulaşıyor. Artık verandanın “ısınmasını” beklemek zorunda değilsiniz. Yeni bir grup oturduğunda hemen o sıcaklığı hissedebilirler. Bu da insanların oturdukları andan itibaren rahat hissetmelerini sağlar.
Dikkat edilmesi gerekenler: Genellikle bu cihazları ağır braketlerle tavana monte ediyoruz. Böylece zeminler temiz kalır ve daha da önemlisi, meraklı misafirlerin sıcak cihazlara dokunmaları engellenir. Ancak şunu unutmayın: Önce elektrik panonuzu kontrol edin. Bu cihazlar çok fazla elektrik tüketir. Eğer on tanesini tek bir devreye bağlamaya çalışırsanız, yaklaşık beş saniye içinde devre kesici devre dışı kalır. Genellikle ayrı devreler kullanılmasını veya zamanlayıcılarla yükün kontrol altında tutulmasını öneririz.
Cebinize olan etkisi: Bir düşünün: Eğer verandanızdaki sıcaklığı 10-15 derece artırabilirseniz, insanlar daha uzun süre orada kalır. Üşümek veya saatlerine bakmak zorunda kalmazlar. Rahatlarlar. İnsanlar rahat olduklarında bir şeyler daha sipariş ederler veya tatlı için de kalmaya karar verirler. Böylece Ocak ayının ortasında bile kimse oturmak istemeyen o “ölü bölgeleri”, para kazandıran alanlara dönüştürmüş olursunuz.